2/4/2007 - Ey Sevgili
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine...
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin. Bütün sürgünlüklerim, bir bakıma, Bu sürgünün bir süreği. Bütün törenlerin, şölenlerin, Ayinlerin, yortuların dışında, Sana geldim, ayaklarına kapanmaya geldim; Af dilemeye geldim, affa lâyık olmasam da… Uzatma dünya sürgünümü benim!
Güneşi bahardan koparıp Aşkın en onulmazından koparıp Bir tuz bulutu gibi Savuran yüreğime…
Ah, uzatma dünya sürgünümü benim! Nice yorulduğum, ayakkabılarımdan değil; Ayaklarımdan belli. Lambalar eğri, Aynalar, akrep meleği… Zaman, çarpılmış atın son hayali… Ev miras değil, mirasın hayaleti. Ey gönlümün doğurduğu, Büyüttüğü, emzirdiği, Kuş tüyünden , Ve kuş sütünden, Geceler ve gündüzlerde İnsanlığa, anıt gibi yükselttiği Sevgili, En sevgili, Ey sevgili, Uzatma, dünya sürgünümü benim!
Bütün şiirlerde söylediğim sensin, Suna dedimse sen, Leylâ dedimse sensin. Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım, Salome’ nin Belkis’ in Boşunaydı saklamaya çalışmam, öylesine âşikârsın, bellisin. Kuşlar uçar, senin gönlünü taklit için, Ellerinden devşirir ,bahar çiçeklerini Deniz, gözlerinden alır sonsuzluğun haberini. Ey gönüllerin en yumuşağı, en derini, Sevgili, En sevgili, Ey sevgili, Uzatma dünya sürgünümü benim!
Yıllar geçti, sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta. Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında, Çatı katlarında, bodrum katlarında. Gölgelendi ,gecemi aydınlatan eşsiz lamba. Hep Kanlıca’da, Emirgan’ da, Kandilli’ nin kurşunî şafaklarında Seninle söyleşip durdum, bir ömrün baharında , yazında Şimdi, onun birden bire gelen sonbaharında. Sana geldim, ayaklarına kapanmaya geldim, Af dilemeye geldim affa layık olmasam da. Ey çağdaş Kudüs (Meryem) Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha) Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi! Sevgili, En sevgili, Ey sevgili, Uzatma dünya sürgünümü benim!
Dağların yıkılışını gördüm, bir Venüs bardağında Köle gibi satıldım, pazarlar pazarında. Güneşin sarardığını gördüm, Konstantin duvarında. Senin hayallerinle yandım, düşlerin civarında. Gölgendi yansıyıp duran, bengisu pınarında. Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda, Verilmemiş hesapların korkusuyla, Sana geldim, ayaklarına kapanmaya geldim, Af dilemeye geldim, affa layık olmasam da. Sevgili, En sevgili, Ey sevgili, Uzatma dünya sürgünümü benim!
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır. Mezarlardan bile yükselen , bir bahar vardır. Aşk cellâdından ne çıkar, mademki yâr vardır. Yoktan da, vardanda ötede, bir VAR vardır Hep suç bende değil, Beni yakıp yıkan , bir nazar vardır. O şarkıyı özenip söylenecek mısralar vardır Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır Ne yapsalar, boş göklerden gelen bir karar vardır Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır Yanmışsam, külümden yapılan bir hisar vardır Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır Sırların sırrını ermek için sende anahtar vardır Göğsünde, sürgününü geri çağıran bir damar vardır Senden umut kesmem, Kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır. Sevgili, En sevgili, Ey sevgili, Uzatma dünya sürgünümü benim!
Sezai Karakoç
|